Yerin yarıldığı, denizin kabarıp karada ne varsa yuttuğu bir geceydi.

Gölcük’te nöbetçi kulübesinde depremle yüzleşen asker, suların üzerine doğru geldiğini görmüş, 10 metre yüksekten atlayıp kurtulduğunu söylemişti.

“Dilim tutuldu, 2 saat konuşamadım, tel örgüden atlayıp yamaçlarda sakinleştim” demişti.

Yalova, Karamürsel ve Gölcük adeta alt üst olmuştu.

Hava sıcak, depremin üzerinden daha 24 saat geçmiş, binaların altında kalan insanların cesetleri kokmaya başlamıştı.

Marmara’da kaos vardı; anne –babasını, çocuklarını, eşini, komşularını kaybeden çaresiz insanlar.

Hala mezarları olmayanlar var!

Tarifi mümkün olmayan acılar ve devleti yönetemeyenlerin acizliği.

Teneşirlere yatırılan, bir telaş içinde yıkanıp kefenlenen onlarca cansız beden, yine aynı aceleyle toprağa veriliyordu; Gölcük’te, Yalova ve Karamürsel’de, Kocaeli ve Sakarya’da!

Kıyamet provasının üzerinden 22 yıl geçti.

Ateş düştüğü yeri yaktı, canlarını kaybedenler hala ağlıyor, yürekleri kanıyor.

***

Batı Karadeniz illeri Sinop, Bartın ve Kastamonu dağlardan büyük bir hışımla gelen sel felaketiyle sarsıldı.

Özellikle Kastamonu’nun Bozkurt ilçesi mahvoldu.

Dere yatağına yapılan binaları su, önüne kattığı kütüklerle yıktı, yok etti!

Geçen gün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, devletin sel bölgesinde tüm kurumlarıyla çalıştığını, algıcı ifadelerle zikretmesi hakikaten çok ilginçti.

Devlet bugünler için var zaten; iktidar devletin mekanizmasını çalıştırıp, bugünler için vergi topluyor.

Ama gelin görün ki, Soylu, marifetmiş gibi açıklamalar yapıyor!

Oysa asıl marifet ve dik duruş, dere yatağına yapılan binalara imar iznine kimin göz yumduğunu açıklamak.

O ilçenin kaymakamı, polisi, jandarması kimin emrinde Süleyman Soylu?

Mikrofonların karşısına geçip, dakikalarca konuştun ama ‘ben yıkılan binalardan sorumluyum diyemedin, demedin!’

Çakıl taşına dönen binalara, yok olan köylere bakarsak, devletin yapması gereken işleri zamanında yapmadığı, ihmal ettiği görülüyor…

Tribünlere oynamak çok kolay, nutuk at, ağlamaklı konuşmalar yap, sel felaketinin yaşandığı bölgede bebekleri kucağına al, sonrası malum!

Ama olsun, HES yapılmasına, maden arayacağız diye ormanların katledilmesine karşı çıkan bu ülkenin çocuklarını coplatmak, biber gazı sıktırmak sonra da hiç bir şey olmamış gibi davranıp, ağlamaklı konuşmalar yapıp, AK Parti tabanını büyülemek daha insani!