Hayati Otyakmaz

Tarih: 15.01.2026 10:13

Mirac gecesini nasıl ihya etmeliyiz?

Facebook Twitter Linked-in

Mirac Mescid-i Aksâ’dır

Bu mübarek gece her yıl, İslâm dünyasının dört bir tarafında derin bir huşu ve hürmet ile karşılanır ve uğurlanır. İslâm âleminin saadet ve selâmeti, mü'minlerin mağfiret-i ilâhiyyeye nail olmaları için bu mübarek gecede milyonlarca Müslüman'ın elleri semaya açılır. Mü'minler, içtenlikle yüce Allah'a yönelirler, affedilme ümitleri canlanır ve Cenab-ı Hakk'tan feyzi, rahmeti ve affedilmeyi büyük bir heyecanla gönülden arzu ederler.

Camilerimiz, mescidlerimiz bu gece, sabaha kadar üstlerine gökten yağan nurlar ile kendilerini dolduran Müslümanlardan taşan nurlar arasında parıldar durur. Bu gecede camilerimizi kubbelerine kadar dolduran dualar bütün bir yıl Ümmet-i Muhammed üzerinde ilahî bir rahmet olur. Bu gece, camilerimizde, mescidlerimizde tan ağarıncaya kadar Kur'an-ı Kerim okunur, dinlenir, namaz kılınmak ve dua-niyaz yapılmak suretiyle ihya edilir. Bu mübarek gecenin hepimiz ve bütün İslâm âlemi için maddî ve manevî hayırlara bereketlere ve afv ü mağfirete nail olmamıza vesile olmasını Cenab-ı Hakk'tan niyaz ederiz. Ve bilhassa idrak ettiğimiz bu mübarek gecenin; çağın getirdiği sıkıntılarla bunalan ruhlara, manevi hayatın ihmaliyle daralan kalplere, ümitsiz, karamsar, günleri gafletle geçen kimselere gerçek manada maddi ve manevi bir kandil olması için dua ve niyaz ediyoruz.

İsrâ nedir?

 

Cenâb-ı Hakk'ın, Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimize en büyük ihsanı olan İsra ve Miraç hadisesi, Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimizin Mekke-i Mükerreme'den Medine-i Münevvere'ye hicretlerinden 18 ay önce, Receb ayının 27. Gecesi vuku bulmuştu. Rasûlullah (s.a.s.) Efendimizin büyük mû'cizelerinden biri olmak üzere, Cenâb-ı Hakk'ın, Hz. Peygamber (sav) Efendimizi gecenin çok az bir kısmında Mekke-i Mükerreme'deki Mescid-i Haram'dan alıp Kudüs-ü Şerif'teki Mescid-i Aksa'ya kadar götürmesine "İsrâ" denir ki: 

"Kulu Hz. Muhammed'i, bir gece Mescid-i Haram'dan alıp Mescid-i Aksa'ya kadar götüren Allah her türlü noksanlıklardan münezzehtir. O Mescid-i Aksa ki, biz O'nun etrafına feyz ve bereket verdik, etrafını mübarek kıldık. Bu gece yolculuğunu, O'na bizim kudret ve azametimize delâlet eden ayetlerimizden, nice şaşkınlık verici şeylerden bazısını gösterelim diye yaptırdık. Muhakkak ki O, evet sadece O, her şeyi hakkıyla işiten ve her şeyi de hakkıyla görendir." [1] âyet-i kerimesi, sahih hadis-i şerif ve icma-ı ümmet ile sabittir. Bu sebeple inkârı küfrü gerektirir, yani bunu inkâr eden kâfir olur.

 

Mirac nedir?

 

Efendimiz (s.a.s.) 'in Mescid-i Aksa'dan göklere, ondan sonra da Cenâb-ı Hakk'ın dilediği alay-ı illiyyine çıkartılmasına "Mirac" denir ki, o da âyet-i kerime, sahih-i hadis-i şerif ve icma-ı ümmet ile sabittir. Ancak Miracın tafsilatı meşhûr hadis-i şerif ile sabittir. Binaenaleyh Miracın aslını inkâr eden kâfir olur. Fakat tafsilatını inkâr eden bid'atçı olur. Yani şeriatın hükmüne muhalefet etmiş olur. İsrâ ve Miraç hadisesi, Hz. Peygamber (sav) Efendimiz uyanıkken, şahsı yani hem mübarek vücudu ve hem de ruhu ile olmuştur. Rüyada veya sadece ruhu ile olmamıştır. Eğer böyle olsaydı, Mekke müşrikleri ve hatta imanı zayıf bir kısım Müslümanlar tarafından inkâr edilmezdi. [2]

 

Mirac gecesini nasıl ihya etmeliyiz?

 

Yapacağımız ibadet ve duaların muhakkak kabul olunacağına ve Allah Teâlâ'nın biz kullarına olan ikram ve izzetinin bol olacağına inanarak, bu şuur ve idrak içerisinde Mirac gecesi ve gündüzünü şöylece ihya etmeye çalışmalıyız:

 

İbadet için bulunmaz fırsat!

 

1) Geceyi oruçlu olarak karşılayalım ve ertesi günü de, yani Receb ayının 26 ve 27. günlerini oruç tutalım. Selman-ı Farisi (r.a.)'den rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz: 

"Recep ayında bir gün ve gece vardır ki Receb'in 27. gecesidir. Kim o gün oruç tutar ve geceyi ibadetle geçirirse yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibadet yapmış gibi olur" buyurdu. [3]

2) Salat ü selâm okumak. Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimize hiç olmazsa bir tesbih, salat ü selâm okumalıyız. Can-ü gönülden, "Es-salatü ve's-selâmü aleyke ya Rasûlullah" demeliyiz.

3) Bu mübarek gece kusur ve günahlarımızdan tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. En azından bir tesbih "Estağfirullah" demeliyiz.

4) Namaz kılmak. Bu geceyi namaz kılarak ibadetle geçirmenin sevabı çok büyüktür. Mirac gecesi ve gündüzündeki namazları cemaatle kılmaya son derece gayret göstermelidir. Üzerinde namaz borcu olan kimsenin bu gecede hiç olmazsa bir günlük namaz kaza etmesi uygun olur. Böylece hem borcunu öder hem de geceyi ihya etmiş olur.

 

Dikkat!

 

Enes bin Malik (r.a.)'dan rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz: 

"Receb ayında bir gece vardır ki, Receb'in 27. Gecesidir. O gece ibadet, taat ve iyilik eden kimseye yüz senelik ibadet-taat sevabı verilir. Her kim o gece, her bir rekâtında Fatiha ve bir sure okumak, iki rekâtta bir selâm vermek ve selâmdan sonra da: Yüz kere "Sübhanallahi ve'l-hamdülillâhi vela ilahe illallahü vallahü ekber", yüz kere "estağfirullah", yüz kere de Hz. Peygamber (sav) Efendimize salât-ü selâm yani es-salâtü ve's-selâmü aleyke ya Rasûlallah okumak üzere on iki rekât namaz kılarsa, sonra da dünyasına ve ahiretine ait kendi işleri için dua ederse, o gün de oruçlu olursa, Allah Teâlâ, bütün dualarını kabul buyurur. Ancak bir günahı isterse o müstesna, buyurmuştur. [4]

On iki rekât namazı kılarken, her rekâtta okuduğumuz, "Gayri'l-mağdûbi aleyhim veleddâllîn (Bizi, kendilerine nimet verdiğin Nebiler, Sıddîklar, Şehitler ve Salih kimselerin yoluna ilet, gazaba uğrayan Yahudilerin ve sapık Hıristiyanlarınkine değil) diye dua ediyoruz. Dilimizle yaptığımız duaya halimizle de uyalım. Üzerinde kaza namazı olan kimseler, bu on iki rekât namazı kaza niyeti ile kılmaları daha güzel olur. Mesela kılamadıkları altı sabah namazını kaza edebilirler. Hem geceyi ihya etmiş olurlar, hem de altı sabah namazı borcunu ödemiş olurlar. Rabbim kabul eylesin. Âmin.

 

Bu gece, Kur'an gecesidir

 

Kur'an-ı Kerim okumalı, dinlenilmeli ve ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimizin, ashabın, tabiinin, diğer büyüklerimizin, akrabalarımızın özellikle analarımızın, babalarımızın ve hocalarımızın... Kısacası bütün Müslümanların ruhlarına Kur'an-ı Kerim okunmalıdır. Bir düşünelim! Bu akşam biz ölmüş olsaydık, kabirde olmuş olsaydık. Bize akrabalarımız, yakınlarımız, dostlarımız tarafından ne yapılmasını beklerdik. Biz de aynısını yapalım ki bize de arkamızdan gelenler yapsınlar!

 

Mü'minlere dua, kâfirlere beddua!

 

Receb ayı içerisinde zalimlere, kâfirlere, haksızlara beddua etmek tutar denilmiştir. "Yâ Rabbî! Yeryüzünün neresinde olursa olsun, Müslümanlara zulmeden bu zalimleri-kâfirleri sana havale ediyoruz, kahr-u perişan eyle. Ya Rabbi! Sen Müslümanları halas eyle! Âmin, ya Rabbel-âlemin ve ya erhame'r-rahimîn.

 

Yetimlere ve yoksullara el uzatalım

 

Mirac gecesi ve gündüzünde fakir fukarayı, yetim ve kimsesizleri görüp gözetmek, ihtiyaç içerisinde kıvranan din kardeşlerimizin yardımlarına koşmak, onlara imkânlar ölçüsünce tasaddukta bulunmak mutlaka yapmamız lâzım gelen bir husustur.

 

Bu gece hâtırasına hediyeleşelim!

 

Dinimizce aziz ve mübarek kabul edilen diğer zamanlar, geceler gibi bu mübarek gece hakkında da aile efradımıza, özellikle çocuklarımıza lüzumlu bilgileri vermeli, mana ve ehemmiyetini anlatmalı ve benimsetmeliyiz. Böylece onların da bu gecenin feyzinden istifade etmelerine vesile olalım. Bu sebeple bu gece çoluk-çocuğu sevindirelim. Maddi imkânlar elverdiği ölçüde eşimize, çocuklarımıza, bu mübarek gece hatırasına bir hediye alarak, bu mübarek gecenin zihinlerde daha etkili bir şekilde yer almasını sağlayalım. Böylece bu mübarek gecenin güzelliğinden ailece istifade edelim. Hiç şüphe yok ki, dinimize karşı duyduğumuz sevgi ve hürmet ana-babalarımızın bize bıraktığı güzel bir mirastır. Bu miras, bizden de çocuklarımıza kalabilecek olan en değerli mirastır.

 

Mirac, durup düşünme vesilesidir!

 

Diğer kutlu zamanlar gibi Mirac gecesi de, geçici hevesler ve sonu gelmez emeller peşinde bir koşuşturma içerisinde geçen hayatımızda bize bir soluklanma, durup düşünme, iç dünyamıza dönüp geçmişimizin bir muhasebesini yapma fırsatı sunar. Bu sebeple Yüce Rabbimizin: 

"Ey iman edenler! Allah Teâlâ'dan korkun da emirleri ifa edin. Herkes yarını kıyamet günü için önden ne göndermiş olduğuna bir baksın. Allah Teâlâ'dan korkun da yasak edilen şeyleri terk edin. Çünkü Allah Teâlâ, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır." [5]

"Kendileriniz için hayırdan ne takdim ederseniz, sizden önce ne gönderirseniz, onu Allah'ın indinde daha hayırlı ve ecrini daha büyük olarak bulursunuz. Allah'tan günahlarınızın afvını isteyiniz. Şüphesiz, Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir" [6] emirlerine kulak vererek, ahiret için ne hazırlık yaptığımıza, kendimiz için hayırdan ne takdim ettiğimize, önden ne gönderdiğimize bir bakalım. Hayatımızın bir muhasebesini yapalım. Evet, şu yaşa geldik. Namazımız, orucumuz, zekâtımız, haccımız, tesettürümüz, helal ve haramlara riayet etmemiz ne durumda?... 

Hz. Ömer (r.a.) bir hutbesinde şöyle buyurmuştur: 

"Hesaba çekilmeden önce, kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan önce, kendi amellerinizi tartınız. Hesaba çekilmek üzere, kıyamet günündeki en büyük arz huzura alınma için gerekli güzel hazırlıklarınızı yapınız. O gün huzura alınırsınız, Öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak, bütün sırlar meydana çıkacak. [7] Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurur: 

"Ey insanlar! O gün hesap ve sorgu-sual için huzura alınırsınız. Öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak, bütün sırlar meydana çıkacak." [8] 

Şimdi bize düşen, bu gecede nefsimizin ve hayatımızın muhasebesini yapmaktır. Hayatımızın hesabını yaparak kârımızın ve zararımızın bilançosunu çıkarmaktır.

 

Durup düşünelim!

 

İşte her gün artan günah yükünden kurtulmak için Allah'ın bizlere bahşettiği Mirac Gecesi lütfundan istifade edelim. Böyle gün ve geceleri ganimet bilelim. Allah'ın açık olan tevbe kapısına iltica edelim. Geliniz hep beraber, şu mübarek gecede nefsimizin ve hayatımızın muhasebesini yapalım. Bir yıllık kâr ve zararımızın bilançosunu çıkaralım. Âbid isek ibadetimizin, zahid isek zühdümüzün, günahkâr isek günahlarımızın, âlimsek ilmimizin, zengin isek servetimizin, fakir isek sabrımızın, hayırsever isek yardımlarımızın Allah Teâlâ katındaki değeri ve değmezi nedir ve ne değildi diye geliniz uzun uzadıya düşünelim, tefekkür edelim. Hayatımızın sonunda pişman olmamak istiyorsak, bu mübarek geceler hayatımızda dönüm noktası olsun. Rasûlullah (s.a.s.)'ın izinde yürüyelim. O'nu kendi nefsimizden daha çok sevelim. Rasûlullah (s.a.s.)'ın aşkı ile gönüllerimizi yeşertelim. Cenab-ı Hakk'ın ve Rasûlullah (s.a.s.)'ın aşkları ile ibadetlerimizi kusursuz yapmaya çalışalım.

Manevi havasını teneffüs ettiğimiz bu Miraç gecesi, Allah Teâlâ'ya açılan ellerin, bağlanan gönüllerin ve yalvaran dillerin boş dönmeyeceği, yapacağımız duaların Rabbimizce kabul edileceği inancı ve ümidini taşımaktayız. Bu inanç ve ümitle, kendimiz, ana-babamız, yakınlarımız, ülkemiz, milletimiz, bütün kardeşlerimiz ve tüm insanlığın mutluluk ve barışı için dua etmeyi unutmayalım. Gönüllerimizi saran bir huzurla Allah Teâlâ'ya karşı şükran borcumuzu; nefsimize, ailemize, komşularımıza karşı vazifelerimizi hatırlayalım.

 

Herkes kendisini hesaba çekmeli!

 

Müslüman olarak kendimizi nefis muhasebesine tabi tutalım. Eğer yaratana ve yaratıklara, ülkemize ve milletimize karşı görev ve sorumluluklarımızda kusur ve ihmallerimiz varsa, bu gece yapacağımız değerlendirme ile bunları telafi yönüne gidelim. Bu gece vesilesiyle, yüce Rabbimize karşı eksik olan kulluğumuzu tamamlamaya çalışalım. Dilimizi, kalbimizle birleştirerek can-ü gönülden hatalarımıza, kusurlarımıza, günahlarımıza tevbe edip, daha ileriye, daha iyiye ve daha güzele yönelmeye gayret edelim. Tembellik cehalet ve gafleti terk edip, gayrete gelelim.

Günah mı işledik? Tevbe edelim. Felâh bundadır. Allah Teâlâ ve Rasûlü’nün yolundan mı ayrıldık? Hemen dönelim. Salâh bundadır. Din kardeşlerimizden birinin gönlünü mü kırdık? Onaralım. İnsanlık bundadır. Üzerimizde başkalarının hakkı mı var? Ödeyelim. Müslümanlık bundadır. İçimizi ihtiras mı kaplamış? Sakınalım. Huzur bundadır. Milyonlarca Müslüman'ın koştuğu ezan seslerine kulak mı tıkadık? Açalım ve koşalım. Kurtuluş bundadır. Ruhumuzu kin ve düşmanlık mı bürümüş? Unutalım. Güven bundadır.

Bu mübarek gecede bir hesabımızı yapalım. İslamî birlik ve beraberliğimizi, kardeşliğimizi kaybedip parça parça mı olmuşuz? Kaynaşalım. Yükselme ve ilerleme bundadır. Yoksulları, fakirleri, kimsesizleri görelim ve elimizi onlara uzatalım. Hayır ve refah bundadır. Çocuklarımıza dinlerini, imanlarını, mukaddes ve milli değerlerini öğretelim. Bu husustaki ihmallerimizi telafi etmeye çalışalım. Çünkü istikbal bundadır.

 

Mescid-i Aksa, işgal altındayken...

 

Mirac gecesi, Müslümanlar için bir mutlu gecedir, ilâhî müjdeler gecesidir. Şayet sen uyanırsan, Mirac gecesinin yıldönümleri, senin için ve bütün Müslümanlar için gene de mutlu olacak, gene de İlahî beşaretlere vesile olacaktır. İslâm'ı kendine yaşama düzeni olarak seçersen, Kur'an-ı Kerim'in emir ve yasakları ile amel edersen, Rasûlullah (s.a.s.)'ı kendine önder edinirsen, ıstırapların dinecek, çilelerin bitecek, elemlerin sona erecektir. Yurdunda hür ve mesut olacaksın, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa gibi mukaddes tanıdığın mekânlar, ebediyyen senin olacak, nâmahrem eli mukaddes mabedinin göğsünden çekilecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle bütün mü'minlerin Miraç Gecelerini tebrik ediyor, Mescid-i Aksa'mızın bir an evvel, Yahudi işgalinden kurtulmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum.

 

Rasûllullah (s.a.s.)’ın duası

 

Mirac vesilesi ile herkese hatırlatmak isterim ki; kurtuluş Rahmân'ın yolundan gitmek, O'nun rızasını kazanarak, bu dünya imtihanından gelecek dünya için geçerli not almaktır. Son günlerinde bulunduğumuz Receb ayının kıymetini bilelim. Receb, Allah Teâlâ'nın ayıdır. Günahları bağışlar. Enes bin Malik (r.a.)'dan rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz, Receb ayına girdiği zaman: 

"Allahümme bârik lenâ fî Recebe ve Şaban ve belliğnâ Ramazan (Ey Allah'ım! Receb ve Şaban ayını bize mübarek kıl. Ve bizi Ramazana ulaştır) diye dua ederlerdi. [12]

 

Mirac gecenizi teberik eder; hayırlara, bereketlere ve Müslümanların ve Mescid-i Aksa’nın kurtuşuna vesile olmasını Cenâb-ı Hkk’tan niyaz ederim.

Selâm ve dua ile.

 

Notlar:

 

[1] İsrâ Sûresi:1.

[2] Taftazanî, Şerh-i Akaid:174, Aliyyü'l-Kârî, Şerhü'l-Emalî: 20, Sırrı Giridî, Nakdü'l-Kelâm fi Akaidi'l-İslâm, 306-310.

[3] Beyhakî, Şuabu'l-Îman: Sıyam: No: 3811; 3/373.

[4] Beyhakî, Şuabu'l-Îman: Sıyam: No:3812; 3/374.

[5] Haşr Sûresi:18.

[6] Müzzemmil Sûresi: 20.

[7] İbn-i Ebî Şeybe, Kitabu'l-Musannef, 7/96, No:34459

[8] Hakka Sûresi: 18.

[9] Taberanî, el-Mucemu'l-Evsat, No:3951, 4/558; Beyhakî, Şuabu'l-Îman, Sıyam:23, No:3815; 3/375.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —