Şimdi…
Ellerine tutuşturulan hutbelerde ezana, bayrağa, duyarlı davranmaya, komşuluk hakkına, bazen çevre temizliğine dikkat çeken Diyanet görevlileri.
Birçoğu görev yaptığı camiye ezandan öce gelip, sayıları az da olsa cemaate pratik bilgiler vereyim, cami adabından bahsedeyim, çıplak ayakla, iş elbisesiyle, kokan çorapla camiye girilmemesini öğütleyeyim demeyi akıl etmiyor.
Nasıl olsa merkezi ezan sistemi var, geleyim, kıldırayım ve gideyim!
Hele Cuma hutbelerinde bazı ukala, bencil vatandaşın cep telefonuyla oynamasını, meşgul olmasını umursamıyorlar. Tek tük hutbe sonrası hatırlatanlar var ama tren kaçmış oluyor. Önemli olan hutbe öncesi dikkat çekmek.
Böyle bir atmosferde, vurdumduymazlık içinde çırpınırken, bu da oldu dedirttiler.
Bu akşam, Ulu Cami’den akşam ezanı okunmadı. Merkezi sistem olduğu için birçok camide de ezanları duyamadı vatandaş.
Oysa ezan sadece sistemden okunmaz.
Ezan, her camiden farklı tonda, sesten çıkan evrensel bir çağrıdır.
Gelin görün ki,
Şehrimizin kalbi Somuncu Baba’nın, Yıldırım Bayezid’in ayak izlerinin olduğu Bursa’nın kalbinde akşam ezanı okumayınca, halk iftarı geç açtı.

Bazı camilerin görevlileri yaşanan skandalı fark edip, ezan okurken, birçok caminin maaşlı namaz kıldırma memurları tembel davranıp ezan okumayınca olanlar oldu.
Yaşan bu skandalla ilgili aradığım Osmangazi Müftüsü Mehmet Uzun’a, akşam ezanının Ulu Cami’den okunmamasından dolayı birçok ibadethanede de ezanın sustuğunu hatırlattım, “Arıza olabileceğini” söyledi. Ben de kendisine durumdan vazife çıkarıp, “cami görevlileri neden kendileri ezan okumadı” deyince, doyurucu cevap alamadım.
Teravihe, yatsıya kadar en az 20 kişiyle konuştum.
Bakın bazıları neler söyledi:
Kiremitçi Camii’ndeydim, maalesef ezan okunmadı; ne imam ne de müezzin vardı. Çok şükür topu duydum.
Tayakadın Camii’nde de ezanı duymadım.
Abdal Cami’nde de ezanı duymadık, ibadethanenin görevlileri zaten yoktu.
İsmail Hakkı Tekke’sinde iftar yaptım, orada da ezan okunmadı. Tekkenin görevlileri ezan okunmadığını fark ettikleri halde umursamadılar, dertleri yemekti!
İçlerinden iki kişi ise, “böyle şey olmaz, kimi kime şikâyet edelim demeyeceğim, ilk işimiz Cimer’e şikâyette bulunmak.”
Ezanın okunmadığını fark edip, umursamaz tavırlar sergilemek kabul edilebilir bir mazeret değil.
İmamların ve müezzinlerin işi ne?
Mesele ezanın 1 dakika geç okunması değil, mesele duyarsızlık!
Görevini layıkıyla yapmamak, sorumluluğun farkında olmamak.
Maalesef,
Bursa Müftülüğü, yaşanan ezan krizinden dolayı tarihe kara leke olarak geçti!
Peki cemaatin, yani camiye gelenlerin bu durum umurunda mı, pek sanmam!
Allah sonumuzu hayretsin ama vaziyet pek iç açıcı değil!