Menü Bavul Haber
Bilal KAYAALTI

Bilal KAYAALTI

Tarih: 14.02.2022 14:04

Bursa’da her gün acı ve kahır var!

Facebook Twitter Linked-in

Vahim bir tablo var karşımızda; gizleyerek, üstünü örterek, Bursa’yı yönetenlere şirinlik yaparak üstesinden gelemeyeceğimiz kadar tehlikeli hadiseler oluyor.

Asayiş olayları artıyor.

İntihar etmesini engelleyen annesinin boğazını keserek öldüren bir evlat. Diğeri boşandığı öğretmen karısının peşini bırakmayan, uzaklaştırması olduğu halde takip edip kurşun yağdıran bir polis memuru.

İki elimizi başımızın arasına mı koyarız, kendimizi karanlık bir odaya mı kapatırız bilemiyorum.

Yaşanan üzücü hadiseleri slogan atarak, mesela “Bir Türk dünyaya bedel” diyerek çözemeyiz.

Cuma hutbelerinde çiçek böceklerden bahsederek, asıl meseleleri gizleyerek de feryat edenlere set olunmaz!

Geçenlerde Bursa Emniyeti’nde görevli, işini başarıyla yapan, üfleyip püflemeyen bir polis anlattı.

Aynen aktarıyorum: “Şüpheli uyuşturucu satıcılarını gözaltına aldığınızda üst araması yapmayın. Eğer yaparsanız sizi yakarım. Bu uyarıyı kim yapıyor, bir savcı. Polis, uyuşturucu satıcısının üzerini aramazsa, suçu nasıl tespit edecek. Hele ki, bu zehir, cüzdana, şapkaya, ayakkabı ve mont astarının içine, cebine saklanabilen bir şeyse.

Şimdi, polise böyle yapılırsa, uyarı yerse, işten atılma korkusuyla yaşarsa hangi samimiyetle, nasıl görevini yapacak?

Diğer mevzuya dönecek olursak,

Cumartesi günü boşandığı öğretmen eşini öldüren polis, iddiaya göre kızını ve karısıyla ahlaki yöndende sorunları olduğ, ailesini  sürekli tehdit ettiği belirtiliyor. Bu süreç içerisinde kadıncağız da korkusundan yaşadıklarını anlatamamış ve kötü son!

Aileler çatırdıyor, beyler ve bayanlar!

Korkunç bir kopuş var.

Akrabalar bile bir birlerine gidip gelmiyor.

Komşuluk yok oldu.

Mahallede vefat edenlerden haberimiz olmuyor, cenaze yakınları en zor günlerinde bile yalnızlaştırılıyor, ne yersiniz, en içersiniz diyeni ara ki bulasın!

Merkezi ezen sistemiyle dünyevileşen birçok maaşlı imam hatip ve müezzin kayyum, görev yaptıkları ibadethanelere Allah’ın çağrısı biterken geliyor, bu şuur içinde hareket edenler çevresindeki esnafa, semt sakinlerine selam vermekten acizler.

Sağlık çalışanları şiddet görüyor, şiddet yapmadık diyenler ise “biz de haklıyız” diyerek savunmaya geçiyor.

Sokakta, caddede mutsuz insanlar.

İşleri toplumun dertlerini kamuoyuna duyurmak olan ama belediye başkanlarına ve mevcut iktidarın milletvekillerine riyakarlık yapmaktan ayazda kalmışların çilesini, kentte yaşanan sorunları örtmeye çalışan bazı sivil toplum kuruluşları ise her geçen gün çirkinleşmeye devam ediyor.

Kirli sayfaları yırtarak, karanlıktan aydınlığa çıkmak mümkün değil.

Ekonomik kırılmayla birlikte ayın sonunu getiremeyenlerin sayısı gittikçe artarken, hala Türkiye’nin güllük gülistanlık olduğunu savunup slogan atmak, eriyen yaşamları geri getirmiyor.

Türkiye topraklarında yaşayanları, mutlu ve mesut yaşatmak, partisinin tabelasında adalet ve kalkınma yazan partinin göreviydi.

Ne yazık ki,

Gaz, benzin, margarin yokluğunu, kuyruklarını hatırlata, hatırlata geldi AK Parti bu günlere.

Seneler geçti, hatta çeyrek asra yaklaşıldı, medeniyet iddiasında bulunan, “biz çözeriz, biliriz” diye haykıranların iktidarının 20. yılında,

5 kiloluk teneke yağını 30 lira ucuza alabilmek için kuyruğa girenlerin, ektiğinden para kazanamadığı için tarlasını terk edip büyük şehirlere göç edenleri, tefeci bankalara tarlaları, traktörü hacizli olanları, fahiş elektrik faturalarından dolayı 30 yıllık dükkanını kapatan esnafların gözyaşları ile tanışıyoruz!

Onun için,

Acıların, feryatların üzerini saklayarak, riyakarların sayısını arttırarak, susarak, hakikat yamultularak, örtülerek çözülmüyor, Mihriban!


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —