Artan hayat pahalılığı vatandaşın cebini yakmaya devam ediyor. Maaşlar ay sonunu getirmeye yetmeyince, tüketiciler çareyi kredi kartı ve ihtiyaç kredilerinde buluyor.
Yüksek faiz politikalarına rağmen ekonomideki belirsizlikler ve gelir yetersizliği, bireyleri borçlanmaya yöneltti. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, vatandaşların bankalara olan toplam borcu son bir yılda 1 trilyon 106 milyar lira artarak 4 trilyon lirayı geçti.
KREDİ KARTI HARACAMALARI ARTTI
BDDK’nın 21 Mart 2025 tarihli verilerine göre, tüketici kredileri ve bireysel kredi kartı harcamalarının toplamı 4 trilyon 40 milyar lira seviyesine ulaştı. Bir yıl önce, bu rakam 2 trilyon 934 milyar liraydı. Böylece borçlulukta bir yıllık artış yüzde 37,7’ye ulaştı.
Özellikle bireysel kredi kartı harcamalarında büyük bir sıçrama yaşandı. Mart 2024’te 1 trilyon 322 milyar lira olan kredi kartı borcu, 2025 itibarıyla 1 trilyon 880 milyar liraya çıktı. Artış oranı yüzde 42,2.
İhtiyaç kredilerindeki artış da dikkat çekici. Aynı dönemde 1 trilyon 76 milyar liradan 1 trilyon 550 milyar liraya yükselen ihtiyaç kredisi borcu, yüzde 44,1 oranında artmış oldu.
BORÇLAR ÖDENEMİYOR
Vatandaşın borç yükü sadece artmakla kalmadı; geri ödeme konusunda yaşanan sıkıntılar da büyüdü. Nefes Gazetesi’nin haberine göre, bankaların takipteki bireysel kredi ve kredi kartı alacakları son bir yılda yüzde 175 oranında artarak 54 milyar liradan 148,6 milyar liraya yükseldi. Bu artış, borçların sürdürülebilirliğine dair kaygıları artırdı.
KONUT VE TAŞIT KREDİLERİNDE GÖRECE DURAĞANLIK
Konut kredilerinde son bir yıldaki artış sınırlı kaldı. Mart 2024’te 442 milyar lira olan konut kredisi borcu, bir yıl sonunda 543 milyar liraya yükseldi. Taşıt kredilerinde ise düşüş yaşandı. 2024’te 92 milyar lira olan borç tutarı, 2025’te 66 milyar liraya geriledi.
BORÇLANMADA ‘ZORUNLULUK’ ETKİSİ
Ekonomi uzmanları, kredi kartı ve ihtiyaç kredilerindeki hızlı artışı temel ihtiyaçların karşılanmasında zorlanan vatandaşların borçlanarak ayakta kalma çabasına bağlıyor. Gelirlerdeki artışın enflasyonun gerisinde kalması, borçlanmayı bir tercih değil, zorunluluk haline getiriyor.