Suat Oktay ŞENOCAK

Eko’yu alsak, Apo’yu versek huzur gerçekten gelecek mi, yoksa sarı öküzü Baykal ve Kılıçdaroğlu çoktan verdi de biz filmin sonunu mu izliyoruz, diye soran sorgulayan akıl çaresizce sormadan edemiyor!

Bir yanda halk arasında bebek katili namıyla anılan Abdullah Öcalan, yani PKK terör örgütünün kurucusu, İmralı adasındaki hapishanede ömür boyu cezasını çeken suçu sabit bir katil, diğer yanda suçları olup olmadığı belirsiz, sayısız iftiralara maruz bırakılan başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP’li diğer Belediye başkanı ve çalışanları…

 

Daha önce de bu soruyu, SND TV’de yaptığım canlı yayınlarımda sormuştum. Acaba İmamoğlu ve diğer CHP’liler rehin mi tutuluyor?

 

Ne için?

 

Abdullah Öcalan için…

 

“Nasıl yani?” diye sormadan edemiyor insan, evet soran, sorgulayan ve aklını kullanabilen ortalama zekâya sahip her insan sorar, insan sorar!

 

Ben de sordum, soruyorum, Devlet Bahçeli’nin inatla, ısrarla ve inanmışçasına Öcalan’ı dışarı çıkarma isteğini, sorumun karşısına koyunca ve MHP’li Fetih Yıldız ile CHP’li Murat Emir’in “uzlaştık” açıklamasını duyunca, “umut hakkı”nın sadece bir kişi için çıkarılmak istenmesinin makul ve mantıklı yanıtına yaklaştığımı hissediyorum.

 

Ne için?

 

Evet, Abdullah Öcalan’a umut hakkının verilmesi için!

 

Bunun bir gerekçesi, bir dayanağı olması lazım…

 

Evet, belki yasalar karşısında, hatta uluslararası yasalara göre bile Öcalan’a böyle bir hak makul görülebilir ama Türk toplumu nezdinde ve özellikle Atatürk’ün kurduğu parti ve tabanına bunu kabul ettirmek, anlatmak kolay olmayacaktı.

 

Bahçeli’nin ve dolayısıyla Erdoğan’ın yanına sağlam(!) bir paydaş olmasının (zorunlu) koşullarını oluşturmanın tek yolu ve yordamı CHP’yi terörist elebaşına “umut hakkı”nı dayatmaktan başka ne olabilir ki?

 

Elbette sadece Öcalan’ın mabadını kurtarmak tek amaç değil…

 

Maksat, tek taşla, birden fazla kuşu avlayıp kafeslemek.

 

2013 yılına gidelim ve dönemin Milliyet Gazetesi muhabiri Namık Durukan’ın yayınladığı İmralı Tutanaklarında Öcalan’ın sızan sözlerini anımsayalım:

 

Ne diyordu Öcalan?

 

“Biz Tayyip (Erdoğan) Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz” Tek taraflı çekilme olmayacak. Çekilme parlamento kararı ile olacak, TBMM onaylayacak. Çekildiğimiz anda gerillayı daha da büyüteceğiz. Çekilirsek gerilla biter görüşüne katılmıyorum. Kürtler kendi kendilerini yönetecektir. Şu anda yasa dayatırsak büyük alerji yaratır. İleride olabilir”

 

İMRALI ZABITLARI

Ve bugün yaşadıklarımız ve daha düne kadar Apo asılsın diye mitinglerde Erdoğan’a ip atan, “DEM kapatılsan, mallarına el konulsun, vekillerin, vekillikleri kaldırılsın” diyen sözde aşırı Milliyetçi, ülkücü, vatansever, Türkçü, Başbuğ(!) Devlet Bahçeli, “Apo gelsin, mecliste konuşsun, umut hakkından yararlandırılsın” diye haykırıyorsa…

 

Öyle ki, son konuşmasında “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız nettir” diye yırtınıyorsa…

 

“Anadolu huzura…” ifadesi daha anlamlı hale geliyor.

 

Evet,

 

huzur ne için, Anadolu için!

 

Bakın “Türkiye” demiyor, “Türkiye Cumhuriyeti” demiyor, ne diyor “Anadolu’ya” diyor!

 

Peki Anadolu neresi?

 

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kalan, Trakya dışındaki bölüm!

 

Evet Türkiye’nin bir parçası ama Türkiye sadece Anadolu’dan ibaret değil…

 

İster istemez birilerinin arada bir dillendirdiği “Anadolu Cumhuriyeti” söylemleri geliyor akla.

 

Bahçeli neden, “Türkiye huzura…” demedi de “Anadolu” dedi?

 

Ne dedi ne dedi?

 

“Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız nettir”

 

Bahçeli çok net, çok kararlı, elbet o kararlı da…

 

Demirtaş yuvasına, yani evine derken maksat ne?

 

Önce Demirtaş’ın neden içeride olduğuna bakmak lazım…

 

“Seni başkan yaptırmayacağız” sözleriyle kendisinden hazzetmeyen Erdoğan ve uyguladığı politika ile taraflı tarafsız bir çok kesimin sempatisini, hayranlığı kazanarak, sorunların parlamentoda, barışçıl yollardan ve konuşarak çözülebileceğini söyleyerek “Türk-Kürt” kardeşliğine vurgu yapan, yıldızını söndürerek, gölgede bıraktığı Öcalan da hazzetmiyor Selahattin Demirtaş’tan, hatta hazzetmemek bir yana Kürtlerin yeni umudu olduğu için nefret ettiği de yadsınamayacak bir gerçek.

 

Bahçeli, “Demirtaş yuvasına…” derken, ailesinin yanını mı, yoksa partisinin başına geçmesini mi kastetti, diye soran akıl yine sorgulamadan edemiyor!

 

Uzmanlık sorusu bu?

 

O kadar çok uzmanlık isteyen soru ve havada asılı duran yanıt var ki…

 

Neden?

 

Üstte paylaştığım, Öcalan’ın 2013’teki söylediklerine, Bahçeli ile Erdoğan’ın tavırlarına bakıyorum ve Atatürk ve silah arkadaşlarının hepimize emaneti Türkiye Cumhuriyeti için endişelerim daha da artıyor.

 

Hele CHP’nin, rehin alındıklarını düşünmeye başladığım başta İmamoğlu ve diğer CHP’lileri anımsayınca…

 

“Ver Apo’yu, Al Eko”yu pazarlığı yapılmış olabilir mi diye, sesli düşünmeye devam ediyorum.

 

Ne dedim üstte, bir taşla iki değil, 3 değil beş kuş vuruyor birileri.

 

Apo’nun fiziki özgürlüğü sağlanarak DEM ve Kürtlerin, umut hakkı için uzlaşacak olan CHP’nin başta İmamoğlu olmak üzere diğer tutuklu isimlerin, hatta belki de gazeteci ve siyasiler (mesela Can Atalay ve hatta Osman Kavala vs vs) serbest bırakılarak desteği alınacak, Erdoğan’ın ilelebet(!) koltuğu garanti altına alınacak, Emir Komuta Merkezi’nin istekleri yerine getirilecek, BOP tıkır tıkır işlemeye devam edecek…

 

Zeydan Karalar ve bazı CHP’lilerin son dakikada bırakılmasında, umut hakkı konusunda varılan uzlaşmanın payı ne kadardır, varın onu da konunun uzmanları(!) tartışsın…

 

Oysa vurulan kuş değil Atatürk’ün kurup emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği…

 

Birileri Kurtuluş Savaşı’ndan intikam alıyor ve bunu içimizden çıkmış siyasilere yaptırıyorlar, kuşkusu içimi kemiriyor.

 

Birileri belki seve seve, birileri de s.ke s.ke bu ihanete ortak oluyor.

 

Eko’yu alsak, Apo’yu versek huzur gerçekten gelecek mi, yoksa sarı öküzü Baykal ve Kılıçdaroğlu çoktan verdi de biz filmin sonunu mu izliyoruz, diye soran sorgulayan akıl çaresizce sormadan edemiyor!

 

Bu toplum ne günah işledi de bunlar başımıza geliyor,

 

yoksa layığımızı mı yaşıyoruz, ne dersiniz?

 

suatsh@gmail.com


Ver Apo’yu, al Ekrem'i!

Ver Apo’yu, al Ekrem'i!

6.02.2026 14:30:00