Hayati Otyakmaz

* “Ey yolcu!.. Kendine gel kendine..Vakit geçti. Ömür güneşi ölüm kuyusuna doğruldu. Sakın yarın (Allah’a kulluk) yaparım deme... Nice yarınlar geçti. Ekim zamanı tamâmen geçmeden uyan. Kulluk ve hizmete koyul. 

     İşte ölüm gecesi yaklaştı. Oyunu bırak. Şimdiye kadar oynadığın yeter. Bir daha oyun (ve eğlenceye) dönme.” Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî (k.s.)

* “Sanma ey hâce ki senden zer-ü sîm isterler,

    Yevme lâ yenfeu’da kalb-i selîm isterler.” Lâ edrî

* “Altından ağacın olsa, zümrütten yaprak 

     Âkıbet gözünü doldurur bir avuç toprak.” Lâ edrî

* “Ve bir gün uzatılırsın şehrin musallâ taşına,

     Götürürler mezara, bakmazlar gözyaşına,

     Ve bir de taş dikerler başına;

     İşte o taştır insanoğlundan bâkî

     Üstünde bir tarih, bir Fâtiha ve Hüve’l- Bâkî” Fatih Emirhan

* “Malım var diye benlik edersin,

    Ecel şerbetini bir gün sen de içersin.

    Baş açık, ayak yalın sen de göçersin,

    Cevâhirden tâcın olsa ne fayda?

 

    O nâzik tenin toprağa girince,

    Münker-Nekir gelip suâl sorunca,

    Cevâbına kâdir olamayınca,

    Altın-gümüş türben olsa ne fayda?

 

    Gel zikreyle, çıkma Tevhid yolundan,

    Allah’ın ismini bırakma dilinden,

    Kim kurtulmuş Azrâil’in elinden,

    Bütün dünya senin olsa ne fayda?” Yûnus Emre (k.s.)

 *Ağıt:

  “Gün bu gündür, saat bu saat,

    Daha dünkü günü göremezsin hâ..

    Ansızın dururken ölüm gelir de,

    Bir saaat evinde duramazsın hâ.

 

   Güvendiğin dallar eline gelir,

   Kazandığın mallar hep miras kalır,

   Bülbül gibi öten dilin kapanır kalır,

   Dahî bir salât veremezsin hâ.

 

   Oğlun-kızın feryâd edip ağlarlar,

   Ayrılık ateşiyle ciğer dağlarlar,

   Gözün yumar, çeneciğin bağlarlar,

   Eşini-dostunu göremezsin hâ.

 

   Heves etme bu hayırsız yapıya,

   Zevâl yakın, gün dikildi tepeye,

   Dört kişiyle çıkarırlar kapıya,

   Bir daha evine giremezsin hâ...” Ruhsâtî 

* “İnsanı gezdiren rızkıdır yer, yer.

    Göklere çıksan da yine seni, yer, yer.

    Onun için yer’in adı oldu yer,

    Yer, insanı kendi besler; kendi yer.” Bir Mezar Taşından

* “Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti,

    İyi insanlar, iyi atlara binip gitti.” Necip Fâzıl

* “Büyük randevu... Bilsem nerede, saat kaçta?

    Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta?...” Necip Fâzıl

* “O dem ki perdeler kalkar, perdeler iner.

    Azrâil’e hoş geldin diyebilmektir hüner.” Necip Fâzıl

* “Ölüm âsude bir bahar ülkesidir bir rinde.

    Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.

    Ve serin serviler altında kalan kabrinde,

    Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.” Yahyâ Kemâl (Rindlerin Ölümü’nden)

* “Gitti gelmez bahar yeli,

    Şarkılar yarıda kaldı.

    Bahçeler büsbütün kilitli,

    Anahtar Cenâb-ı Hakk’da kaldı.

 

    Geldi çattı en son ölmek,

    Ne bir meyve, ne bir çiçek.

    Güneşte yanıyor petek,

    Bütün bal arıda kaldı.” Câhit Sıtkı Tarancı

* “Rabbim nihâyet sana itaat edeceğiz...

    Belki ne kin, ne haset, ne de yaşamak hırsı,

    Belki bir sabah vakti, belki gece yarısı, 

    Artık nefes almayı bırakıp gideceğiz.” Ziya Osman Saba

* “Ezelî varlığa candan vurulan âşıklar,

    Ses alır tâ ötesinden ebedî dünyanın, 

    Yerin altında devam etmesidir bence ölüm,

    Yerin üstünde görüp geçtiğimiz rüyânın.” Faruk Nâfiz Çamlıbel 

* “Öleceğiz, müjdeler olsun, müjdeler olsun!

    Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun!” Necip Fâzıl 

* “Ölümü unutmak, kalbin paslanmasındır.” Hz. Ali (r.a.)

* “İnsan, ne idraksiz mahlûktur! Herkes kimsenin sağ kalmadığını bilir de kendinin ölececeği-ne inanmak istemez.” Nâmık Kemâl 

* “Canı cânan dilemiş vermemek olmaz ey dîl,

    Ne niza eyleyeyim ol senindir, ne benim.” Fuzulî

* “Açmamak olmaz, ölüm kapıyı çalınca.” La Fontaine

* “Mü’minler için ölüm yoktur. Ancak bir âlemden diğer bir âleme göç vardır.” M. Zâhid Kotku (k.s.)

* “Arkada bıraktıklarımızın kalplerinde yaşamak ölmemektir.” T. Cambell

* “Hayatlarını yüksek şeylerin yolunda harcayanlar, hiçbir zaman ölmezler.” G. Hippel

* “İnsan, rûhunda açılan yaradan da ölür.” Balzac 

* “Kırmızı gül nasıl solarsa, biz de öyle solacağız.

    Eninde sonunda bir gün Mevlâ’ya varacağız.”

* “Çok yaşamak elimizde değil, fakat adımızı yaşatmak elimizdedir.” Cenap Şehâbeddin

* “Her gün ömür kitabının bir sahifesidir. Bu sahifelere en iyi şeylerden, eserlerden başka bir şey yazmayınız.” Feridun

* “Ömrünüzü yalnız değeri olan işlere, yüksek duygu ve düşüncelere, gerçek sevgilere, eseri yaşayacak teşebbüslere harcayınız.” Andre Maurois 

* “Kahramanca ölmekten çok, kahramanca yaşamak zordur.” Cenap Şehâbeddin

* “ (Devlet yönetiminde adâletiyle meşhur olan) Ömer Bin Abdülaziz, her akşam devlet erkâ-nıyla toplantı yapar ve bu toplantıda ölümden ve kıyâmetten bahsederdi. Toplantının sonunda ise âdeta bir yakını ölmüş gibi ağlardı.” İmam Gazâlî ( İhyâ’dan)

* “Ticâretin tüm ziyân! diye bir ses rüyâda:

     Mezarına birlikte girecek şeyi kazan!

     Seni gözleyen eşyâ, bitpazarı dünyada,

     Patiska kefen, çürük teneşir, isli kazan.

 

     Minârede ölü var, diye bir acı salâ

     Er kişi niyetine saf saf namaz ne âlâ!

     Böyledir de ölüme kimse inanmaz hâlâ!

     Ne tabutu taşıyan, ne de toprağı kazan...” Necip Fâzıl

* “Hesap ettim cümle dünya malını,

    Neticesi bir top beze dayandı.” Everekli Seyrânî

* “Ana rahminden geldik pazara, 

     Bir kefen aldık mezara.”

* “Şu dünyada bir tek şeye 

    Yanar içim, göynür özüm

    Yiğit iken ölenlere

    Gök ekini biçmiş gibi.” Yûnus Emre 

* “Bu dünya ebedî kalmak için yaratılmış bir menzil değildir. Ancak, Cenâb-ı Hakk’ın ebedî ve sermedî olan “Dârü’s- Selâm” menziline dâvetlisi olan mahlûkâtın içtimâları için bir han ve bir bekleme salonudur.” Bediü’z-Zaman S. Nursî (k.s.)

* “Accilû bissalâti kablel fevt, Ve accilû bittevbeti kablel mevt.  /Ölüm yakalamadan önce tevbe et, vakti geçmeden namazını kıl.”

* “Ne yaptın tarlanı,nerede hasadın?..

    Elin boş mu gireceksin karanlık yere.” Lâ edrî

* “Nimet kadri bilmeyenin ahvâli, 

    Olur günden güne beter demişler

    Gelen bu cihâna gider Yesârî, 

    Konan göçer, devran döner demişler.” Yesârî

* “Kefâ bi’l-mevti vâizen yâ Ömer!../ Sana va’z (nasihat)olarak ölüm yeter ey Ömer!..”

* “Yâdında mı doğduğun zamanlar

     Sen ağlarken gülerdi âlem

     Bir öyle ömür sür ki, olsun

     Mevtin sana hande, halka mâtem!..”

     Kimler yok ki orada?..

 * “Kimler yok ki orada?..

    Gönülden sevdiğimiz anne, baba ve kardeşlerimiz.

    Ninnilerini dinlediğimiz nur yüzlü nineler...

    Sakalını okşadığımız beli bükük ihtiyarlar...

    Nice büyük insanlar, velîler, peygamberler

    Ve en önemlisi; 

    İki cihan güneşi Peygamber Efendimiz (s.a.s.) hep orada.

    Sevdiklerimizle dolu olan bu âleme geçmek için ise,

    Bir başka doğuş olan ölüm, tek çâre...

    Ancak, ölümü bir müjde olarak karşılamak için,

    Sıra bize gelmeden önce kulluk görevlerini tamamlamamız ve 

    Ebedî saâdeti hak etmemiz gerekmiyor mu?..” (Zübeyir Gündüzalp, Ölüm Son Değildir’den)

* “Aman kardeş!..Senden ricam, ölümden bahs etmekten korkma, hemen orada ölümden bahs olunuyor diye ölüm gelivermez. Onlara nasihat ve vasiyet et ki, sakın öyle cenâzelerde feryâ-dı figân koparmasınlar, Hakk’ın emrine râzı olsunlar. İçlerinden sessiz, sedâsız ağlasınlar. Yi-ne vasiyet et ki, öyle Hıristiyan kabirleri gibi mezarlarını süslemesinler.” M. Zâhid Kotku (k.s.)

     Arkamdan ağlama!..

* “Öldüğüm gün tabutum yürüyünce, 

    Bende bu dünya derdi var sanma.

    Bana ağlama, “yazık-yazık, vah-vah” deme. 

    Şeytanın tuzağına düşersen,

    Vah-vah’ın sırası o zamandır.

    Cenâzemi gördüğün zaman;

  “El-firâk, el-firâk/ ayrılık, ayrılık” deme.

    Benim buluşmam, asıl o zamandır. 

    Beni mezara koyunca;

  “Elvedâ” demeye kalkışma.

    Mezar, Cennet topluluğunun perdesidir...

    Mezar, hapis görünür fakat;

    Canın hapisten kurtuluşudur.

    Yere hangi tohum ekildi de bitmedi, yetişmedi?

    Niçin insan tohumuna gelince;

    Bitmeyecek, yetişmeyecek zannına düşüyorsun?...” Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî (k.s.)

***

Kaynak: Hayati Otyakmaz, Ölüm ve Hayatın Mânâsı, sh:22-29,  Ankara; 1991.

 


Ölüm ve hayatın mânâsı hakkında ölümsüz sözler (1)

Ölüm ve hayatın mânâsı hakkında ölümsüz sözler (1)

20.01.2026 18:07:00